19.09.2019 - Ekipler Amirliğine Hoş Geldiniz

Oyun Çocuk Gelişiminde Önemlimi

Oyun Çocuk Gelişiminde Önemlimi

Oyun Çocuk Gelişiminde Önemli Mi

Oyun çocuk eğitimdeki önemi, oyunun gelişime katkısı, oyun oynayan çocuklar, oyun oynamayan çocuklar, eğitim açısından oyun, oyun deyip geçmeyin, oyunlarla eğitim, oyun evresi, çocuğun oyun hakkı

Çocuğun İşi Olarak Oyun Her şeyden önce Montessori eğitim açısından bir devrimci olmasına karşın siyasal anlamda bir devrimci değildi. O, iyi eğitimi çocukların gelişmiş karaktere sahip iyi vatandaşlar olarak yetiştirildiği en iyi yol olarak görüyordu. Elbette, çocukların insan olarak hakları korunarak takdir edilmesini ve onlara saygı gösterilmesini savundu ve böyle bir uygulamanın da kendine saygı duyan yetişkinleri ortaya çıkaracağını öngördü. Onun eğitim yönteminin itme gücü, toplumsal uyum sağlama idi. Çocuk düzeyinde eğitim vermenin değeri, çocuğun
kültürün temel becerilerini öğrenebileceğiydi.

Montessori’nin çocuk imgesine göre bir çocuk göçmendi; “çocuk, ürünlerini tanımadığı, doğal görünümünden ve sosyal düzeninden habersiz olduğu, dilinden ise tamamen habersiz olduğu yeni bir ülkeye gitmektedir” ve “tanımadığı insanların aktif yaşantısına dahil olmadan önce başarması gereken büyük bir uyum sağlama işi ile” karşı karşıyadır (Montessori, 1965, s.35).

Montessori’nin oyun anlayışı da onun çağının düşüncesine dayandırılmıştı. 19. yüzyılın tanınmış eğitim felsefecisi olan Carlotta Lombroso, “Oyun, çocuk için bir iştir; çalışmanın yetişkin için olduğu gibi oyun da çocuk için ciddi ve önemlidir; oyun çocuğun gelişim araçlarından biridir ve nasıl bir ipek böceği sürekli olarak yaprak yeme gereksinimi duyuyorsa çocuk da oyun oynama gereksinimi duyar” (1896, s.117) diye yazmıştır.

OYUN ÇOCUK ETKİLEŞİMİ VE YETİŞKİNLİĞE HAZIRLIK SÜRECİ

Buna benzer şekilde, Karl Gross da, “hayvan genç olduğu için değil, daha çok bir gençlik dönemi olduğu için oynamak zorundadır” (1901) demiştir. Bu açıdan oyun gencin yetişkin yaşama hazırlanmasında doğal ve temel bir etkinliktir.
Montessori kitabını yazdığında moda olan oyun anlayışı, oyunun çocuğun doğal etkinliği olduğu ve işlevinin çocuğu yetişkin yaşamı için hazırlamak olduğuydu. Montessori, “oyun çocuğun işidir” ifadesini kullandığında bu anlayışı sosyal uyum olarak nitelediği eğitim görüşüyle birleştirmiştir.

O, gerçekten de Groos’un yaptığının çok daha ötesine geçmiştir. Gross’a göre oyun içgüdüleri düzenleme açısından sosyalleşme gücü olarak işe yaramaktadır; ancak içgüdülerin düzenlenmesi, sanata ve kişinin kendisini ifade etmesinin yanısıra sosyal uyuma da olanak sağlar. Oyunun bu sanatsal ve estetik boyutu her nasılsa Montessori’nin ifadelerinde kaybolmuştur.

Basit olarak söylenirse, Montessori’ye göre oyunun kendi doğasından kaynaklanan bir önemi yoktur ve oyun sadece sosyalleşme için kullanıldığında önem kazanır. Montessori’nin oyunun ve hayal kurmanın kişinin kendisini sanatsal olarak ifade etmesi yerine sosyal uyum için kullanılması konusundaki vurgusu aşağıdaki paragrafta açıklanmıştır: Çocuk psikolojisinde hayal kurmaya her zaman çok önemli bir yer verilmiştir ve dünyanın her yerinde insanlar çocuklarına onların çok hoşuna gidecek peri masalları anlatırlar. Çünkü çocukların bu yeteneklerini geliştirmek istedikleri düşünülür.

Montessori – Erikson – Freud ve Oyun

Ancak yazar sonra şunları eklemiştir: Çocuğun hayal kurmaktan hoşlandığı konusunda hepimiz aynı fikirde olsak bile, niçin çocuklara bu yeteneklerini geliştirmeleri için sadece peri masalları anlatıyor ve oyuncaklar veriyoruz? Eğer bir çocuk bir periyi veya peri ülkesini hayal edebiliyorsa, o çocuğun Amerika’yı hayal etmesi de güç olmaz. Amerika’yı konuşmalar arasında belli belirsiz duymak yerine, Amerika’nın bulunduğu küreye bakarak kendi fikirlerini netleştirebilir (Montessori, 1967, s.177).
Burada önerildiği gibi, Montessori peri masallarını önemsiz olarak kabul etmiş ve çocuğun hayal gücünün gerçek dünyayı öğrenmek için daha iyi bir biçimde kullanılacağına inanmıştır. Çocuklar hakkında parlak içgörüleri olan bu yetenekli kadın çocukların ve çocuk oyunlarının estetik, kişisel ve sanatsal yönünden niçin kaçınmaktadır? Bu soru çok ilginç bir psiko-tarihsel araştırmayı gerektirir.

Benim tahminim, estetiğin Montessori için kişisel olarak önemli olmadığı veya onun fazla zevk almadığı bir konu olduğudur. İnsan, onun kitaplarında çok az bir estetik zevk duygusu tadar. Diğer taraftan o çok üretkendi ve başarı yönelimliydi. Kısacası Montessori’nin sosyal uyum olarak oyun görüşü, çocuklar üzerindeki gözlemlerinden değil ama onun değer sisteminden geliyor olabilir. Belki de bu nedenle onun oyun anlayışı diğer birçok katkısından daha az kabul görmüştür.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
  1. Alexa Vista dedi ki:

    Şimdi çocuklar hafta içi okuldan sonra etüte gidiyor, hafta sonu okul kursu ve etüt. Eskiden salçalı ekmeğe akşama kadar koşan çocuklar şimdi hamburger, kola, cips yemesine rağmen akşama kadar oturuyor. Sonra obezite, kalp, kolesterol, tansiyon. Oyun şart, çocuk oynamazsa gelişemez.

  2. PageRank dedi ki:

    Çocukların elinden oyunu aldıysanız istediğiniz vitamini yedirin, sütü içirin, akmina tükettirin hep bir şey eksik kalır.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.